Diyet

Posts Tagged ‘Zayıflama’

Haz
30

Zayıflamanın Önündeki Tuzaklar

Zayıflamanın önündeki 5 temel tuzağı alt etmek için stratejilerimizi kaçırmayın.

 Eski çağlarda yaşıyor olsaydık mağaramızdan çıkıp yemek aramamız gerekecekti. Beynimiz de yaşamaya devam edebilmek için avladığımız ne varsa silip süpürmemiz için bizi sıkıştıracaktı. Dönüşü olmayan kilolara yol açan şey, işte bu hayatta kalma mekanizması… Çünkü beynimiz yüzyıllardır aynı şekilde çalışıyor. Markette veya restoranda, size hâlâ elinize ne geçerse yiyebileceğinizi söylüyor. Karnınızı doyurduktan sonra bile sizi yemeniz konusunda cezbetmeye çalışıyor ve bunu televizyonun karşısında elinizde kumanda ile otururken daha kolay beceriyor.

İşte, diyet yaparken ve yağlarınızı yakmaya çalışırken bu 40.000 yıllık evrimsel programlanmayı aşmanız gerekecek. Peki, ne yapacağız da bizi hayatta tutmaya çalışan beynimizi alt edeceğiz?

İşte size diyete karşı 5 tuzak ve onlardan kurtulmanız için gereken çözüm yolları:

Tuzak 1

Çevrenizde sıkıcı biri görünmekten nefret ettiğiniz için yiyorsunuz.

Sürekli diyet halinde görünmek sizi sıkıcı biri gibi gösterebilir ve bu yüzden üstünüzde bir baskı hissedebilirsiniz. ‘Duke Diet and Fitness Center’ Direktörü Dr. Martin Binks hastalarının çoğunun, kendilerini yemeye zorlayan kişiler yüzünden diyetlerini bozduklarını vurguluyor. Ayrıca, unutmamalıyız ki toplumda iştah erkeklikle eşleştiriyor ve erkeklerden devamlı en büyük porsiyonları yemeleri bekleniyor.

Nasıl kurtulabilirsiniz?

Böyle durumlara karşı hazır cevap olmalısınız. Kullanacağınız cümleler oldukça basit: “Hayır yiyemem, çünkü buraya gelmeden önce kocaman bir kebabı mideye indirdim.” ya da “Çıkışta muhteşem bir kadınla randevum var ve burada doymak istemiyorum.” Unutmayın, eğlenceye dâhil olmak için 1.000 kalorilik bir yemeği mideye indirmek zorunda değilsiniz.

Bonus çözüm:

Hazır cevap davranamıyorum diyorsanız, size başka bir yol daha… İçkinizi yudumlarken, mezelerden de azar azar yiyin. Elleriniz sürekli dolu görüneceği için kimse size neden yemek yemediğinizi soramayacaktır.

Tuzak 2

Eşiniz veya kız arkadaşınız tarafından sabote edilmek.

Siz zayıflayıp istediğiniz şekle kavuştukça, onun da bir seçim yapması gerekecek; ya kendisi de sizin gibi değişecek ya da sizinkini sabote edecek. Çoğu zaman ne yazık ki ‘istemeyerek’ de olsa, ikinci şıkkı seçecektir. Sabotaj her ne kadar ağır bir kelime olsa da sizi gerçekten de sürekli yiyecek alışverişine yolladığını fark edeceksiniz. Aslında kötü bir niyeti yok. Sadece beraber sürekli yemek yediğiniz ve eğlendiğiniz günleri özlüyor.

Nasıl kurtulabilirsiniz?

Uzlaşın. Eğer pizza yemeye gitmek için ısrar ediyorsa, tüm pizzayı mideye indirmek yerine birkaç dilim tatmakla yetinin.

Bonus çözüm:

Beraber vakit geçirecek ve eğlenecek aktiviteler bulmalısınız.

Tuzak 3

Gerçekte olduğunuzdan daha zayıf olduğunuzu düşünmek.

Kadınlar ve erkekler zayıflamaya karşı farklı hareket ediyorlar. Kadınlar kaygı ve korkuyu amaçlarına ulaşmak için kullanıyor. O yüzden kalorilerini hesaplar ve fitness salonundaki programlarını asla ihmal etmezler. Öte taraftan erkekler, daha çok düş kurarlar ve bu da diyetlerine sıkı sıkıya bağlı kalmalarına engel olur. Arzuladıkları geleceği düşlerken zihinsel olarak mutlu olurlar ve ona ulaşmak için bugün bir şey yapmazlar.

Nasıl kurtulabilirsiniz?

Fotoğraf çektirin. ABD’de yetişkinlerin 3’te 2’si aşırı kilolu ve bunların sadece yüzde 40’ı böyle olduklarının farkında… Çünkü insanlar obezite deyince ancak 180 kilo gibi aşırı kiloları düşünüyorlar. O yüzden, aynadaki görüntünüz sizin kilolarınızın farkında olmanıza yardımcı olmayabilir ancak bir fotoğraf bunu yapacak ve sizi sürekli uyaracak.

Bonus çözüm:

ABD’de 14 kilo kaybeden ve bu kilosunu 1 sene boyunca korumayı başaranların kurduğu özel bir dernek var; ‘National Weight Control Registry’. Bu dernekte yer alan kişilerin 4’te 3’ü sağlıklı olmak için onları motive eden duygusal veya fiziksel bir olaydan bahsediyorlar. Siz de kendinizinkini bulun ve hep aklınızda tutun.

Tuzak 4

Stresle baş etmeyi öğrenin.

Stresli erkekler daha fazla yemek yiyor. Buna beyindeki corticotrophin-releasing (CRF) adlı hormon sebep oluyor. Georgetown Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, stresli insanlarla aynı CRF hormon seviyesine sahip fareler, şekere ve diğer yemek ödüllerine karşı 3 kat daha fazla arzu duyuyorlar. Böylece, normalde direnç gösterebileceğiniz halde, stres yüzünden yemek yemeye daha fazla istek duyuyorsunuz.

Nasıl kurtulabilirsiniz?

Stresli anlarınızda daha yavaş ve sakin soluk alıp vermeye başlayın. Nefes almayı, henüz gerçekleşmemiş sağlıksız düşünceleri kafanızdan atmak için kullanın, Böylece kendinize karar verebilecek zamanı sağlayabilirsiniz. Yemek krizine gireceğinizi mi hissediyorsunuz? Hemen göğsünüze odaklanın ve 1 dakika boyunca her biri 5 saniye sürecek şekilde derin derin nefes alıp verin. Çok basitmiş gibi görünebilir ama gerçekten işe yarıyor.

Bonus çözüm:

Yanınızda çok hoş bir kadının oturduğunu hayal edin. Böylece yemek yeme şeklinize daha dikkat edeceksiniz ve ‘boxer’ınızla koltuğunuza yayılıp yemekten çok daha düzgün ve dolayısıyla daha yavaş yiyeceksiniz.

Tuzak 5

Mükemmeliyetçi olmak.

Zayıflamaya karşı ‘ya hep ya hiç yaklaşımı’ felaket için davetiye çıkarmaktan başka bir işe yaramıyor. Plandaki en ufak bir sapma, kişinin kendini tamamen yenilmiş ve kaybetmiş hissetmesine yol açıyor.

Nasıl kurtulabilirsiniz?

Rejim yapmayı, daha az zahmetli görmeye çalışın ve arada sırada kendinize kuralları ihlal etme izni verin. ‘Manhattan Center for Balanced Health’ Beslenme Uzmanı Valerie Berkowitz’e göre; tüketeceğiniz yemeğin 5’te 1’inin diyet dışı besinler olmasına izin verebilirsiniz. Bu da demek oluyor ki ya her 5 yemekten sonra 1 yemek için ya da her 5 gün sonunda tüm 1 gün için rejiminize ihanet edebilirsiniz. Hangisi sizin hayat şekliniz için daha uygunsa…

Bonus çözüm:

5 yıllık bir süreç boyunca ne yapmak istediğinizi, nasıl hissedeceğinizi ve bunun ailenizi nasıl etkileyeceğini kendi kendinize sorun. Sonra cevaplarınızı yazın.

İlgili Konular

, , , ,

Nis
30

Şişmanlığın Nedenleri

8NUTO2CAYSBP3PCADIFGK1CAEM6N6XCAHULAOPCAY0274MCANLJ13DCAM1XQ4LCAEJ6D51CA5F5E2GCAMBQGI2CAYFCTDICABMCNAUCAVUQG0OCAQN7Q7ICA6BFMC9CA20ZBMMCATEASE0CA4KCP4PCAPF8SY9Bugüne kadar hesap basitti. Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor.

Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:

UYKU PROBLEMLERİ: Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilim adamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

GENETİK MİRAS: Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var.

 Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

İLAÇLARIN ETKİSİ: Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.

KLİMALAR: Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

 

 

EVLENMEK: Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor. Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.

NİKOTİN: Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok. Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.

YAŞ: Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

STRES: Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz.

Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor. Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

İlgili Konular

, , , ,

Mar
30

İbrahim Saraçoğlu Zayıflama Kürü

Göbek yağlarınızdan kurtulmak için Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun çok etkili olan bu tarifi aynı zamanda selülitlerinizden kurtulmanızı da sağlıyor.

İbrahim Saraçoğlu Zayıflama Kürü Malzemeler:

• 4 lahana yaprağı

• 25 dal maydanoz

• 1 limon
Hazırlanışı: 1/2 litre kaynar suyun içine lahana yapraklarını içine attıktan sonra 3 dakika kaynatın. Ardından maydanozları ilave ederek 3 dakika daha kaynatın. Soğuyunca süzün ve içine limon sıkarak günde 2-3 kez aç veya tok karnına içmek yeterli olmaktadır.

Her gün taze olarak hazırlanmalıdır.İçmesi kolay olsun diye içine başka bir şey ilave etmeyin.

3 hafta uygulayabilirsiniz

İlgili Konular

, , , ,